Bakalım kusursuzluk ne kadar zor!
Sadece açlığa son vermek değil, sınırları daha da genişletmek; Görmenin,
duymanın, dokunmanın, koklamanın ve tatmanın acemi açlığına son veriyoruz.
Sınırları umurumuzda değil; bir akşamdan alınacak keyfin detayları ne kadar
uzaklara savrulursa savrulsun, toplayıp bir araya getirdik. Taşlarının saltanat
öyküleri anlattığı 300 yıllık bir konağa hapsettik. Meraklı ziyaretçilerimizi
hayranlıklarıyla uğurlamak için bekliyoruz.
Seraser her ziyafete 5 duyusuyla katılan kalabalık ve coşkulu zaman çapkını
ruhları ağırlıyor.
Önce gözler; Seraser, esin perisi Tuvana’nın benzersiz aksesuarlarından aldığı
ilhamla ve tatlı bir kıskançlıkla el işçiliği mobilyalar, zamana gerçekten tanık
eşyalar, heykeller, süsler ve taşlarla vücut buldu. Gözlerin açlığı bu mükemmel
takımın yaratıcı zihnindeki hayal mutfağında son bulacak.
Sonra kulaklar; Saygın piyano virtüözlerinin ve solistlerin canlı performans
sunmadığı günlerde de kulaklarınızı okşayacak bir müzik ve ses kalitesiyle
buluşacaksınız. Kadeh seslerinin ritminde varlıkla yokluk arasında bir dinleti
keyfi için...
Sonra Koku; Akdenizin dev bir kokteyli andıran florasına bir de şefin bahçesi
eklendi. Şımarık kadınlar gibi çiçekler ve onlara âşık yoğun taze baharat
yaprakları. Seraser'in anıları bizden uzak kaldığınız anlarda sizi bu rayihayla
kovalayacak.
Seçilmeden yıllar önce hayal edilen değerli porselenlere, el işçiliği yemek
takımlarına ve kadifenin büyüsüne, daha hayal etmeden dokunun. Özenimize ve
sabah 12.00’ da başlayan heyecanımıza dokunmak için. Bordo düşlerle aranıza
çektiğimiz camdan perdelere dokunun, gecenin müziği biraz da sizin olsun.
Sonra tadın; Seraser’den başka imzalara tahammül etmeyen bir lezzet mektubu
gibi, her şeyi kendi ellerimizle yaptığımız bu deneyimi tadın...
Artık şaşırmadan ve üzerine pek fazla konuşup gecenin büyüsünü bozmadan devam
edebilirsiniz...
Omzunuzdaki zaman ve lezzet çapkını melek sizi Seraser'de terk etti.
Gümüş ve altın sicimlerden örülen ‘Seraser’ akşamın sonunda serin bir kaftan
gibi omuzlarınızda.